20 Haziran 2010 Pazar

Tünel,Işık,Yönetim,Transfer

         
             Son 2 senedir yaşanan başarısızlıklarda ses çıkarmadı bu taraftar. En ufak bir serzeniş bile ihanet olarak algılandı yürüyen ayaklar tarafından. Bu klübün tarihinin farkında olmadan bu formaya layık görülenler bugüne gelmemizde en büyük etkendir. Bu takımın kaptanı, oyuncusu, çalışanı veya top toplayıcısı taraftara küsemez, taraftara küsme gücünü kendinde göremez. Çünkü burası Galatasaray Klübüdür. Sarı ile Kırmızı'yı benimseyen heyecanlı yürekler yani taraftarlar, iyi günde de kötü günde her zaman bu takımın arkasında olmuşlardır. Yeri gelmiş oyuncuları omuzlara almışlardır, yeri gelmiş oyuncuları ıslıklamışlardır. Bu işlerden gocunmak kimsenin hakkı değildir.İşte herşeyin başında , başarısızlıkların temelinde "kendini klübün üzerinde görme" anlayışı yatıyor. Arda'nın vicdanen rahat olması taraftara isyan etmektir. Bir takımın başarısızlığında o takımın kaptanı herkesten önce vicdanen sorumluluk ve rahatsızlık duymalıdır. Ama bu olaylar ne yazık ki bizim klübümüzün futbol takımı kaptanı için geçerli değil. Servet'in sezon sonu açıklamaları da aynı kurguyla paralellik göstermektedir. "Beni Rijkaard istemesin, ben gideyim" demek , ben bu armaya yakışmıyorum demektir. Bu da bir "kendini klüpten üstün görme" sendromudur. Bu sendromların tek sorumlusu yönetimdir. Futbolcuyla profesyonel anlamda kurulması gereken mesafeli diyolog ne yazık ki bizim klüpte kanki,eş,dost,abi muhabetine dönüşmüştür.

             Biraz da yönetimin işlerine değinirsek, yine bir transfer sezonu yine bir mücadele. Bu transfer döneminde beni asıl üzen şey, sessizlik değil, yapılan fakir edebiyatıdır. Başkan olmadan önce kanallarda alenen para toplayan bir adamın GS'nin başkanı olmasını içime hiç mi hiç sindiremedim. Bu işler kapalı kapılar ardından yapılır. Alenen yapılarak klüp küçük düşürülmez. Yani kısaca demek istediğim GS camiası içinde mali olarak güçlü hiçkimsenin yönetimde olmamasıdır. Bu kişi bazında mali güçsüzlük artık Galatasaray yönetimlerini oluşturan kadrolarda bir gelenek haline gelmiştir. Bizim klüplerimizi Manu, Barca modelleri ile yönetemezsiniz. O ülkedeki insanların (taraftarların) mali güçleri ile bizim ülkemizdeki insanların mali güçleri arasında çok fark var. Örneğin İspanya veya İngiltere'de stada gelen seyirci,aldığı lisanlı ürünlerle,kombineleri veya maç biletleri ile yıllık olarak 1000-2000 euro arasında klübe maddi katkı sağlıyor. Ama bu, bizim ülkemizde oldukça düşük seviyede...Bu yüzden bizim ülkede büyük klüplerin yöneticileri sıkışan nakit akışını kendi katkısı ile düzenleyebilecek maddi güce sahip olmalılar. Özellikle yöneticiler, ekonomi dergilerine demeç verip "bu sene transfere 5 milyon tl ayırdık" diyerek klüple, taraftarla dalga geçmemeliler. Çünkü sportif alanlarda başarı biraz ruh ve sinerji işidir. Daha sezon başlamadan yapılan böyle komik açıklamalar, ister istemez camiayı umutsuzluğa düşürür. Asıl değinmek istediğim nokta , bu sene yeni stad açılacak, klüp 2 senedir dökülüyor, taraftar 3-4 senedir Şampiyonlar Ligi hayali kuruyor bunlar da yetmezmiş gibi fakir edebiyatı yaparak, 5 sene öncesinin Bratu'lu,petre'li,inamoto'lu günlere dönüş izlenimleri veren bir yönetim hedef küçülterek mali anlamda rahatlayacağını sanıyor. Galatasaray'ın olduğu her alanda başarı esastır, bu klüp ticari bir şirket gibi yönetilemez. Madem klübün kasasında para yok veya para, şirket birleşmesi,stad,vb şeyler için ayrılmışsa o zaman devreye bu klübün yöneticileri girmelidir. Yani iyi futbol için iyi oyuncular, iyi oyuncular için para şarttır. Bundan 10 sene önceki gelirlerimizle, önümüzdeki seneleri kıyasladığımız zaman gelirlerimiz hızla artacakken, bu seneyi öyle böyle geçirelim sonra önümüze bakarız deyip sürekli tünel,ışık,karanlık temalı cümlelerle taraftarı kandırmamak gerekir. Bu sene Galatasaray'ın sıçrama senesi olmalıdır. Hem Tv gelirleri, hem stad gelirleri, hem diğer gelirlerle borçaların ne kadar kısa sürede kapatılabileceği rahatlıkla görülmektedir. Yani kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez. Bu zaman, maddi imkanları maksimum derecede zorlama zamanıdır. Çünkü olası bir başarısızlıkta meydan gelecek maddi kayıp ve umutsuzluk ortamı külübümüzü 1-2 sene geriye götürür. Gerçekte tünel var, ışık var tek gerekli olan şey o tüneli geçmek. Tüneli geçmek için ise çok kaliteli bir kadro şart. Bunun için özellkle 30 milyon euro civarı bir transfer bütçesi ayrılmalı. Belki son 10 senenin en iyi kadrosu kurulmalı. Nokta atış değil, başarılı olacağı garantiye yakın oyuncular alınmalı. Zaten neill,baros ve keita'nın kesin kaldığı düşünüldüğüne göre ilk 11'e alınacak bir orta saha,bir defans bir de kaleci olmak üzere toplam 3 çok klas tecrübeli ve kariyerli oyuncular ile nuri,gökhan,veli,yasin,serdar gibi gurbetçilerle oluşturulacak bir kadro bu takımı 1 sene içinde zirveye çıkaracaktır. Bu zamanda nuri,gökhan gelmez laflarını asla kabul etmem, parası verildiği sürece süper yıldızlar hariç her oyuncu alınır.Bunun en basit örneği Türkiye'ye gelen Quresma. Mühim olan paradır. Yani 15 oyuncuya 30 milyon verileceğine toplamda 6-7 kaliteli oyuncuya 30-40 milyon vermek mantıklı bir iştir. Dediğim gibi ışık zaten var yapılması gereken tüneli geçmek. Eğer bu riske girilmez ise bu kısır döngü devam eder ve biz böyle her sene 10-15-10-15 harcıya harcıya başarıya ulaşamayız. Yapılması gereken, yönetimin bir an önce klubün yeni stad ile birlikte sahip olacağı gücün farkına varması ve ona göre transfler yapıp şampiyonluğu hedeflemesidir. Bu sene başarılı olunursa, Galatasaray Türkiye'nin B.münih'i, Lyon'u olabilir.

12 Haziran 2010 Cumartesi

Gündem


 
        İşlerim nedeniyle uzun zamandır blog'a yazı yazamıyordum. Gerek Dünya kupasının başlamış olması,gerek transfer sezonun açılması sebebiyle gündemle alakalı bir iki şey karalamak istedim.
           Öncelikle Dünya kupası son derece sönük başladı. Zaten 4 senede bir olan bu futbol ziyafetini, hangi aklı selim kişiler G.Afrika gibi geri kalmış bir ülkede düzenlenmesine karar verdiler anlamak mümkün değil. Vuvuzela denilen o iğrenç alet  resmen maçların içine etti. Tv'yi açıyorum sanki arı sürüsü vızıldıyor. Maç da sessiz seyredilmiyor. Kesinlikle bu aletlerin maçlara sokulmaması lazım. Aslında sorun onu çalıp, rahatsız olmayanda. Bu aletlerle bir şekilde kafa mı buluyorlar veya kafaları iyi iken mi çalıyorlar anlamış değilim. Ayrıca maçlardan izlediğim kadarı ile herkes kendine oynama çabası içinde. Yani Dünya kupası ruhu kesinlikle yok. Para canlısı  futbolcular , biran önce bol sıfırlı kontratları imzalama derdine düşmüş, hemen birkaç menejerin gözünü boyamaya çalışıyolar. Adını sanını duymadığım futbolcuklara bakıyorum, saçlar artistik, havalar on posta , futbol bitmiş herkes imaj derdine düşmüş.Adamlar daha nerede oynadıklarının farkında değil. Dünya kupasına çıkan oyuncuların gözlerinde biraz heyecan biraz telaş olur.
          Gelelim bizim futbola, Bursaspor ilahi adaletin sayesinde şampiyon oldu. Şampiyonluk maçı öncesi girdiğim kayıt, gecenin bi saatinde içime doğmuş bir olaydır. Tabii anons sıkandalı ile birlikte şampiyonluğun
son maçta 2.kez kaybedilmesi, "Fener'in büyüklüğünün başka bir büyüklük olduğunu(!)" resmen gösterdi. Fenerliler : "Siz niye seviniyorsunuz?". "Bakın size 10 puan fark atmışız." diye kendilerini avutuyorlar.(avutma kpss deneme sınavlarından birinde soru olarak çıktı).Bu duruma bir açıklama gereği duyuyorum. Uleyn buralara kadar top oynayarak mı geldiniz? GS maçından beri kaleci,hakem,şanş  bermuda üçgeninde bata çıka son maça kadar geldiniz. Tabii adamlar medya gücününü öyle güzel kullanıyorlar ki , gazetelere bakıp,maçları da aynı paralellikle izleyen insanlar, fenerin bir anda gezegen futbolu oynadığını zannetmeye başladılar. Buna en güzel cevap ilk önce Trabzonsporla kupa maçında verildi ki o maçta koskoca fener(!) iki tane pas yapamadı. Ama aslında bu takımın alexspor olduğunu, alex herzamanki gibi kurnaz ve çok güzel bir golle hatırlattı.O kadar kötü futbola rağmen neredeyse 28 yıllık kabusu alex'in attığı golle sonlandıracaklardı. Ama olmadı.Niye? Uleyn bu adamlar ne zaman futbol oynadılar ki? Gelelim şampiyonluk maçına, hani sözde Trabzon'un çok iyi oynadığı iddaa edilen maça. Futbolu ,futbol için izleyenler kupa maçındaki trabzon ile lig maçındaki trabzon arasındaki farkın dağlar kadar olduğunu ilk 5 dakika içinde görebilirlerdi. Resmen Trabzon uyuyarak maç oynadı, ne bir koşu,ne bir pres ne ayağa paslaşmalar.Hiçbiri yoktu. Sadece 2 şey vardı.20'ye yakın gol pozisyonu ve atılan 1 gol. Lütfen kimse fener'in şampiyonluğu kaçırmasını  trabzona bağlamasın, bağlıyan varsa zaten futboldan uzak dursun. Belki Onur için ayrı bir parantez açılabilir. Gerçekten muhteşem kurtarışlarla bırakın 2.golü, adam farkı önledi. Tabii Trabzon maçından önceki maçlarda fenerin attığı golleri herkes biliyor. O yüzden fener taraftarı Onur'un kurtarışlarını yadırgamış olabilirler. Penaltı noktalarının kazıldığı, hakeme 4 futbolcunun koşarak itirazlarının olduğu, lenslerini unutan kalecilerin üstün hizmetleri ile fenerin son haftaya kadar takibini sürdürdüğü şampiyonluk mücadelesi, Bursaspor'un şampiyonluğu ile sona erdi. Herkese hayırlı uğurlu olsun.
          Biraz da transfer gündemine değineyim. Öncellikle fener'in şampiyonluğu kaybetmesi üzerine rüştü'ye atılan iftiralar herzaman ki gibi gündemi değiştirmeye yönelik oyunların birincisi idi. İkinci oyun ise perşembe günü fener'in stoch transferi ile sergilendi. 1 aydır GS'nin görüşme yaptığı oyuncuya GS'nin verdiğinin 2 katı para vererek medya'da "işte GS, fener'den gol yedi" manşetleri attırmaya yönelik son derece amatörce bir oyundu bu. Klübe yakın kaynaklardan,gazeteci abilerimizden stoch gibi bir oyuncuya 9 milyon euro bonservis, 3 milyon euro yıllık ücret ödendiğini öğreniyoruz. Yaw bu mu transferi başarısı, bu mu GS'nin yediği gol. 1 ay önce adını kimsenin bilmediği oyuncuyu 2 günde dünya starı yaptı fener medyası. Aynı Guiza transferinde olduğu gibi. Bir oyuncu düşünün, Türkiye'de 3 büyükler dışında bir takımda kiralık olarak süper futbol oynasın, sene sonu geldiğinde bu takım Türkiye'de şampiyon olsun.Ve bu ülkede 3 büyükler de transfer sezonunda bu adamla ilgilenmesin. Olur mu böyle bişey? Hollanda'da 1 sezondur stoch'u seyreden  PSV ve AJAX gibi yetenek avcıları ile ünlü klüpler niye bu oyuncuyu kadrolarına katmadılar. Transfer bütçeleri mi yetmedi yoksa? Kimsenin parası yok bi fenerin parası var. Bak sen şu işe. Stoch'u bir kere dahi izlemeden yorum yapan yorumcular,blog yazarları türedi etrafta. Stoch hızı ve çabukluğu ile gündeme geldi. Stoch kesinlikle birebirde kolay adam eksiltebilen, pas tercihlerini doğru yapabilen, ve aynı zamanda iyi şut atabilen bir oyuncu değil. Hızlı ve mücadeleci. Ama  zihnen sahip olduğu mücadeleci anlayış için fizik yapsı son derece yetersiz. Hele ki Süper lig için. O yüzden kimse fener medyasının dolduruşlarına gelmesin. Stoch 9 milyon euroluk adam olsa, fener menejeriyle bile görüşemezdi. yani fener'e bırakmazlardı. Bana göre GS'deki okan'ın daha hareketli versiyonu. Faydalı olabilir ama kesinlikle keita'nın verdiği katkının dörtte birini bile veremez. Türkiye'de kanat oyuncuları başarılı olabilmeleri için yüksek fiziksel dirence sahip olmaları gerekir. Hatta iddaa ediyorum sol açıkta gene boral oynayacaktır gelecek seneye. O yüzden erkenden gülme alışkanlığı feneri hep en son ağlayan sendromuna sokuyor. Bkz anelka,carlos,guiza,stoch ve niceleri. Demek istediğim Türkiye'de top oynamak için başka dinamikler gerekiyor. Ederinin üzerine para verilip alınan oyunculardan bu ülke takımları şu zamana kadar hiçbir yarar görmedi. Stoch kendisine verilen bu paralar bile şaşırmıştır. Ben neymişim demiştir. Galatasaray'ın transferler gündemine ayrı bir başlıkta daha sonra değineceğim. Sağlıcakla kalın.  

15 Mayıs 2010 Cumartesi

Bursaspor'un şampiyonluğuna 40 saat 36 dakika kaldı


Evet Bursaspor'un şampiyonluğuna 40 saat 36 dakika kaldı.
İlahi adalet yerini bulacak ve Şampiyon Bursa olacak.

9 Mayıs 2010 Pazar

Kim gitmeli? Kim kalmalı? Bölüm-2


Antalyaspor maçı tam bir  komedi.11 futbolcunun 8-9 da kötü futbol oynar mı? Pas atmasını , nereye koşacağını bilmeyen sürüyle adam var. Neyse bunlar önemli değil , önemli olan Rijkaard'ın maçtan sonra söyledikleri. Ne diyor Rijkaard?  "Takımın bu durumu kalite ile ilgili" yani şu tabiri kullanıyor: "lack of quality" yani Türkçe meali kalitesizlik. Ohh be, hele şükür bir babayiğit şu takımın kalitesiz olduğunu görebildi ve bunu erkekçe medyada dillendirdi. Sezon başından beri yıldızlar ordusu(Galacticos) diye adlandırılan G.Saray'ın kadrosunun özellikle Türk oyuncularının yetersizliği ile bu durumlara düştüğü artık onaylı tastikli ispat edildi. Şimdi gelelim bu alt yapısız, fundemantal eksiği dolu Türk futbolculara,

Servet:  Kadrodan çıkarılması tam isabet oldu.Son maçların başlangıclarında ısınmayarak ne kadar profesyonel(!) bir futbolcu olduğu gösterdi. Koşu stili ,verdiği isabetsiz paslarla ve sahada futboldan çok güreş müsabakasında oynuyormuş izlenimi veren bir oyuncu zaten G.Saray takımının oyuncusu olmamalı. Direk YOLLANMALI. (komik olan hala bazı yorumcuların bu adamın iyi futbolcu olduğunu zannetmesi) ( Bu adam yüzünden defansta yapılan top çevirmelere bakamaz oldum)

Caner : Tek bir dileğim var bizden uzak ol caner. Bu kadar sallama bir futbolcu görmedim. Özellikle son 3-4 maçtır çok dikatli bir biçimde seyrettim. Defansa koy olmuyor,Hucüma koy olmuyor. Eveliyor geveliyor topu süreki kaptırıyor. Basit oyanayacağı yerde alengirli işlere giriyor. Hele o anlamsız 40 meterli diagonal pasları yok mu? Bu adama değil 3,5 milyon euro ; 3,5 kuruş bile verilmez. Yazık Günah. Direk YOLLANMALI.

Sabri: Yeteneksiz,beceriksiz ama bikere çapayı atmış bu takıma. İsterse kendi kalesine 10 tane gol atsın gene gitmez. Bu adamdaki bu şanş olduktan sonra hiçbir yere gitmez. Uğur uçardan daha iyi. Ne yazık ki Kalmalı.

Aykut: Bu takımın değişmez yedek kalecisi. Başka bişey olmaz. Çıkışlarındaki ve yan toplardaki eksikiği asla bu takımın as kalecisi olamayacağının göstergesi. Ayrıca bence bir kaleci için boyu kısa.Acilen iyi para verilip tecrübeli kendini İSPAT ETMİŞ yabancı bir kaleci alınmalı.

Arda: 12 milyon euro verenden Allah razı olsun.Takımın el freni. Eğer gerçekten bu rakkamlara olacaksa kesinlikle satılmalı. Değerinin çok üzerinde bir para bu. Ama takımdaki "Türk furbolcu kalitesizliği"(TFK) ve 6+2 kuralını  göz önüne alıcak olursak kısıtlı imkanlardan dolayı KALMALI. Çünkü ondan kaliteli Türk yok.

Topal: Valencia başına büyük iş açtı. İğrenç tekniğine rağmen on numara gibi takımda pas organizyasyonunu sağlamaya çalışıyor ve bunu benim midem kaldırmıyor. Sürekli adam-boyu yukarısından verilen yamuk paslar.
5 dakika düşünülerek verilen paslar, tam bir komedi. G.Saray bu adamdan para kazanırsa büyük iş yapmış olur.GİTMELİ.

Barış,Ayhan,Sarp : Kalsalar ne olur gitseler ne olur. Ancak 18 kişilik kadro listesini doldururlar. Antalya maçında Sarp'ın Çolak'ın yerine girmesi bende teknik ve taktik anlamda tiksinç izlenimler uyandırdı. klasik anadolu topçuları veya bank asya.

Balta: Garanti oynuyor,haddini aşmıyor.Bence sol taraf için iyi bir alternatif. Bence sol bek yedek.Stoper pozisyonu için tekniği fena değil ama çok ağır. Sol bek mevkisi için de aynı şeyler geçerli. Kadro derinliği için KALMALI.

Yabancılar;

Gio: Pozisyon bilgisi orta. Sürati çok iyi. Son vuruş eksikliği mevcut. Hırslı ve en beğendiğim özelleği takım oyuncusu. 5-6 milyon euro risk. Para olmadığı için tekrar kiralanmalı.

Jo,Franco: Zaten gittiler.

Kewell : Süper profesyonel, tribünlerin sevgilisi. Ama sakatlığı sorun. Bu adam gibisiden 25-26 yaşında 3-4 tane bulucan bak takım nasıl top oynuyor.  6+2'nin 2'sinden biri olabilir.

Elano : DEFOL. (tek bir olumlu katkısı yok). Yumurta ve domates ile YOLLANMALI.

Baros : Takımın dinamizimi. Hırslı, mücadeleci ,İçten ve samimi.2-3 senelik sözleşme imzalanmalı.

Neill: Tartışmaya gerek yok, onca yetenek fakiri defans oyuncusu ile defansı anca bu kadar toparlayabildi.
Biraz ağır ama soğuk kanlı. Yanına yabancı süratli bir stoper şart. Takım kaptanı olmalı.

Keita: Bu sene takımın yıldızı. Takım oyununa kesinlikle adapte olamıyor. Nerde pas atacağını bilmiyor. Pasın şiddetini ve dengesini ayarlayamıyor ama gene de büyük yıldız. İzlerken zevk veriyor. Çalım yeteneği olağan üstü.Hırslı ve Mücadeleci. KESİNLİKLE KALMALI.

26 Nisan 2010 Pazartesi

Kim gitmeli? Kim kalmalı? Bölüm-1


G.Saray taraftarı için iğrenç bir sezon Bursaspor maçı ile bitmiş bulunmakta. Ligi ya 3. ya da 4. konumda bitirecek  G.Saray. Ve gene sezonu erken açıp trömsöler gibi 10. sınıf rakiplerle eşleşecek. Öncellikle G.Saray'ı buraya getirenlere YAZIKLAR OLSUN ve lütfen defolun gidin. Kıytırık bir Süper ligde bile 2 sene içinde ilk 2'ye giremiyorsan, bilmem kaç senedir Taraftar CL hayali kuruyorsa buna sebebiyet veren inşallah GS klübünden içeri giremez.Kısaca Allahınızdan bulun. Hadi bakalım eteklerinizdeki taşları dökelim;

Polat: Başkanlık işini yapamadığını anlaman için daha kaç sene bu takımın dökülmesi gerekecek? Her alanda yerlerde sürünmesi gerekecek? Basketbolundan,futboluna her alanda rezillikler, senin başkanlığında yaşandı ve yaşanacak. Klüp başı boş. Basketbolda küme düşmemek için mücadele veren bir Galatasaray. Komediye bak! Rezalete bak! Sorumlusu kim? Evet antrenör ama antrenörü oraya getiren kim basketbol şube sorumlusu. Peki Basketbol sorumlusunu klübe getiren kim? Galatasaray başkanı. Polat, medyalara boy boy demeçler vereceğine Biraz sorumluluk al. Biraz taraftar kafası ile bak olaylara. Biraz hırslı ol. Millet senin proje zırvalarını duymak için can atmıyor. Bu taraftar takımdan başarı istiyor. Hemde rekabetin üst düzey olmadığı sıradan kötü bir ligde. Basketbolda yapılan sponsorluk anlaşmasına bak. Bu nasıl vizyondur,bu nasıl klüp yönetmektir? Voleybol da keza öyle. Futbol takımının 2 senedir hali ortada. Hala çıkmış düyorsun ki: "Elano bize söz verdi ,gelecek sene daha iyi olacak" harbiden buna inanıyorsan lütfen başkanlığı bu gün bırak. Ya geldiğinden beri Maldonado'dan tek farkı ismi olan bir oyuncuya 8 milyon euro bonservis ver, yıllık 4 milyon euro ücret öde. Yıldız muamelesi yap. Eeeeeee? Şimdiye kadar tek bir maçı aldığını hatırlıyor musunuz? Lanet olsun bu adam(elano) hakkında yazı yazarken bile gıcık oluyorum. Adam sahada ruh gibi geziniyor. Ya Madem böyle vasıfsız,beceriksiz bir oyuncu alacaksın ne diye 8 milyon euro para veriyorsun?  neden yıılık 4 milyon euro ödüyorsun?  Klübün parası senin paran mı? yoksa dişinden tırnağından arttırdıkları ile zar zor para biriktiren benim vefekar taraftarımın mı? Önce sorumsuzca harcanan paraların hesabını ver. Yıllarca yıldız diye yutturduğunuz adamların hesabını ver. 2 senedir bu takımda oynayamayacak kapasitedeki adamların hesabını ver. Sonra projelerden , stadtan bahset.  2007 yılında temeli atılan bir stadı 2011 yılında almak ne büyük bir yönetim başarısıdır(!). Ne büyük bir başkanlık ürünüdür(!).  Artık bu taraftar senin vaadlerine bu saaten sonra kanmaz. 2 ay önceki sözün kulaklarımda "3 kupada da iddalıyız". Nerde Kupa? Geçtim kupayı nerde CL?
Öyleyse neymiş?  Saat 20:45 değil saat İSTİFA ZAMANI. Çok bile kaldın. 

 

12 Nisan 2010 Pazartesi

RUHSUZLAR



Kimisi gece alemlerinde, kimisi sinema peşinde,
Galatasaray ruhu yok hiçbirinde, düşmüşler paranın peşine,
Söyleyin sizden çok mu şey istedik formanın hakkını ver dedik.
Biz yeri geldi 14 sene bekledik,sizin gibi Ruhsuz görmedik.

Öncellikle  bu protestoyu D.Bakır maçında yapanları ayakta alkışlıyorum. Klübün durumu bu kadar güzel anlatılamazdı. Galatasaray'ın entel kesimi hemen "çok ayıp ettiler, hiç taraftar kaptanını protesto eder mi?"
"valla Galatasaraylılığımdan utandım" gibi martavalları dillendirmeye başladı. Öncellikle çoçuktan kaptan yaparsan karşına bu tablo çıkar. Daha 21 yaşında efelikle,artistlikle yıldız olacağını zanneden bir çocuk, ne olduğunu bile anlamadan bir bakar 30 yaşında Tv'de yorumculuk yapar. Ya kardeşim biraz dünya yıldızlarından feyz alın. Bakın Messiye adam bir maçta şov yaparak 4 gol atıyor, ne bir şımarıklık belirtisi var nede bir artislik.Bu da 21-22 yaşında. Nerde o ilk günlerdeki hırslı, kendini kanıtlamaya çalışan , koşan ,pres yapan Arda. Tabii 1 senede yıldız yaptılar çocuğu. hatta kaptan yapma gafletine bile düştüler. Arda ben oldum havalarına girerek hersene üstüne koyacağına dibe battı ve hala da batıyor. Ve kendini liverpool'a hazırlıyor. Bak bak bak. Premier liginde eli belinde sadece bakarak top oynanmıyor evladım, koşacaksın, arda etrafında dönene kadar elalem adam geçip duvar pası yaparak gol buluyor. O yüzden o hayalleri  bayaa bir ertlemek zoruna kalacak. Galatasaray sayesinde  milyon dolarları sayan arda, bide maçta çıkarken taraftara tripler yapıyor. Bunlar hep hasan ve hakan abilerinin öğrettiği büyük profesyonel hareketler(!). Niye millet arda'dan çok daha kötü top oynayan barış,ayhan,caner,servet,sarp gibi adamları protesto etmiyor. Çünkü bu adamlar
takım kötü haldeyken çıkıp orda burda abuk subuk röportajlar yapıp medyaya malzeme yaratmıyor. Konuşma kardeşim. Çok mu benzemek istiyorsun dehşet forvet hakan abine. Konuşmayın işinizi yapın. Herkes  sahada ne yaptığını görüyor ardanın ,plajda güneşlenen insanlar gibi eli belinde ayağına top gelmesini bekliyor.Top gelincede 3 kişinin arasına dalıp topu kaybediyor. 3 kişiyi çalımlarsa da yıldız oluyor. Futbol bu kadar düştü mü? Hiç mi Barcelona'dan haberiniz yok. Nerde takım oyunu , nerde yardımlaşma. 3 kişinin arasına girmekle yıldız olunmaz,.Bu mudur Türkiye'nin en büyük yeteneği? Galatasaray'ı sıçrama tahtası olarak görenler , nerden nereye nasıl geldiklerini kavrayamayanlar bir bakmışlar ıslıklanır olmuşlar. O yüzden ederi varken satın. Bu klübü hakanizmden hasanizmden kurtarın. Çünkü bu böyle devam ederse her gelen genç yetenek efelenip, artsitlenecek. jo ve franco'ya değinmeye bile gerek duymuyorum. Alınmaları hataydı, neyse ki sezon sonu defolup gidecekler. D.bakır maçı ile ilgili olarak, gene 4 gollü bir galibiyet ama Baros ve keita'nın güzel anlaşmaları dışında konuşmaya değer birşey yok. Özellikle hala kanatlardan oynamaya çalışarak, orta sahanın ne kadar yetersiz olduğu gözler önünde. Bu maç, skorundan çok verdiği mesajjlarla hatırlanacak.Nedir o mesaj? Yukardaki dörtlükte yazıyor.

21 Mart 2010 Pazar

Go Home Yönetim !!!


            2 senedir oynanan rezalet futbol, her deplasmanda alınan ezici yenilgiler, yapılan transferlerin yanlışlığı ve elvada denilen onca kupa. Hem mental hem de fiziksel olarak bitik bir futbol takımı. Sokakta yürürken bile sakatlanacak kadar futbolu bilmeyen bir takım. Bu senede elde var sıfır. Bursa acayip işler yapmassa şampiyon olur. OLMALIDA. Çünkü G.Saray bu ülkenin en kalitesiz Türk futbolcularına sahip. Kimse Miilli takımda oynuyorlar laflarını boşa söylemesin. O oyuncuların milli takımda olmalarının nedeni GS MARKASI'dır. Ne oynadıkları futbolla ne de yetenekleriyle, bırakın milli takımı 3. kümede zor oynayabilecek kapasitedeki bu adamlar koskoca Galatasaray klübünde top oynuyorlar. Topal,Sarp gibi adamlar aldıkları topu ayaklarına dolaştırmadan bir pas dahi atamazlar. Orta sahada gereksiz milyon tane top kaptırarak pozisyon yokken gol yememize sebep olurlar. Servet ve Emre kendilerine bechaunbauer zannederek topla çıkmaya çalışırlar, yenmiyecek şekilde rezalet goller yedirirler. Eskişehir ve son olarak da Trabzonspor maçında  artistlik yapıcam diye kaptırılan toplar,pozisyon yokken goller yememize neden oldu. Bu tamamen bu oyuncuların yerini garanti görmelerinden ve yönetimin otorite boşluğundan kaynaklanmaktadır. Bunca emek bir iki tane ne yaptığını bilmez, nerde oynadığını bilmez adamların ayaklarına,yapacakları rezalet ve mantık dışı hatalara bağlıysa ORDA duracaksın.Kimseyi suçlamadan direk yönetimi yollayacaksın. Çünkü hatalardan ders çıkarılmadan aynen devam edilmektedir. Elano denilen ne işe yaradığını hala anlayamadığım bu futbolcunun bir maçı çevirdiğini , bir güzel hareket yaptığını hatırlıyamıyoruz.Neden acaba? Herkesin ağzında bir sakız elano maç çevirmesi için alınmadı. PEKİ NE İÇİN ALINDI?  Brezilya milli takımını izlerseniz, elano, top sürüşünün vasat ve ağırlığı ile dikkatinizi hemen çekecektir. Brezilya ekolünde bunun kadar yeteneksiz bir oyuncu görmedim. Brezilyanın en ücra köyünde 10 yaşındaki bir çocuk bile elano'dan daha ince bileklere , daha iyi top tekniğine sahiptir. Bir adam aldığı her topu ezer mi? Elano ise ezer. Çünkü ağır,çünkü tekniği yok. Maldonado'ya gülenler acaba Elano'yu izleyince ne yapıyorlar? 8m euro gibi bir paraya alındığını düşünürsek herhalde buz gibi soğuk su içiyorlardır. 2 senedir basketbolundan voleyboluna yüzmesinden futboluna her branşta ezeli rakibi Fenerbahçe'nin başarı anlamında altında kalan bu takım,bu klüp, bu marka  TÜRKİYE'NİN SPOR ALANINDA EN KÖKLÜ VE EN İYİ TAKIMIDIR ,MARKASIDIR , KLÜBÜDÜR. Ama bu yönetim bu klübün değerini, başarı çıtasını gün geçtikçe aşağı çekmektedir. Üstünel tarafından sağlanan bir-iki transfer her sene taraftarın gözünü boyuyarak sezona boş umutlarla başlanıyor.Ama kimse bu takımdaki Türk futbolcularının yetersizliği, tartışmıyor. 2 senedir bu böyle devam ediyor. BU BÖYLE DEVAM ETMEZ.Ortada ciddi bir yönetim eksikliği ve başarısızlık var. Koskoca Galatasaray klübünü deplasmanlarda anadolu takımı sıfatına bürünmesi,sahada amatör takımlar gibi hiçbir varlık göstermeden yenilmesi hazmedilir bir şey değil. Koskoca ülkede başka oyuncu kalmadı da ayhan,topal,sarp, servet,güngör,sabri gibi adamlar elle üstünde tutuluyor,reklamlarda oynuyorlar,klübün sırtından milyonlarca dolar para kazanıyorlar. Sonuç ne veriyorlar? Ne verdiler?  Bu klüp artık değişime,revizyona ihtiyaç duyuyor. Başarı ne stadla ,ne forma satmakla gelir. Başarı doğru takımı kurmakla gelir. Doğru,iyi futbolu oynayarak gelir.

Artık ben her maç vasat altı iğrenç bir futbol seyretmek istemiyorum. Cesur, otoriter, baskın bir yönetim anlayışı istiyorum.Geldiğinde bu takımda oynamaması gereken oyunculara kapıyı gösterecek bir başkan istiyorum. Hatalarda ısrar etmeyen bir yönetim istiyorum. Banane GS'nin borcundan ben başarı isterim, güzel futbol isterim,istikrar isterim.Tamam istemek kolay, sadece istemekle olmaz diyebilirsiziniz . ama franco,barış,topal,sarp, elano, servet,emre gibi oyuncularla hiç olmaz. Kimse boşuna kendini kandırmasın. Artık polat'ın ne sözlerine ne vaadlerine itibar ediyorum. Kesinlikle emekli derneği gibi yönetilen bir klüp asla başarıya ulaşamaz.Lafla,göstermelik transferlerle bir klüp yönetilemez. Her maç yenilip,her maç kötü oynayarak şampiyon olunmaz. O YÜZDEN DEĞİŞİM ŞART VE BU DEĞİŞİM  BU YÖNETİMLE ASLA GERÇEKLEŞMEZ.