31 Ocak 2010 Pazar

Bu Nasıl Futbol?????????(Denizlispor 1 - G.Saray 2)

            3 yeni transfer,büyük beklentiler, heyecanlı taraftar, devre arasında bizim futbola olan özlemimizi bir nebze olsun gidermişti. Ligde hedef şampiyonluk,Avrupa'da final.Ama bugün öyle bir maç seyrettim ki, bu futbolla bu takımın bu başarılara ulaşması hayal. Halı gibi süper bir zemin, harika yağışsız bir hava, tribünler şahane yani iyi bir futbol maçı için bütün dış koşullar sağlanmış durumda, ama 90 dakika boyunca ortaya konan oyun G.Saray açısından tam bir rezalet. Bir yanda 42 puanla ligde 2.sırada bulunan sarı kırmızılı ekip,diğer yanda  Ankaraspor'u saymassak daha galibiyeti bulunmayan 7 puanla ligin dibine demir atmış bir Denizli.Belki Toplamda Denizlispor'un mali açıdan değeri 1 Elano etmez. ama bugün gördüm ki bu Elano 1  Denizlisporlu Braga etmez.Elano o kadar etkisiz bir oyuncu ki sahada ufacık bir etkisi bile yok.İnsan biraz koşar,top kapar, hırslı oynar.Ne yazık ki bunların hiçbiri bu oyuncuda yok. Maldona'da Fener'de ne ise Elano da bu takımda o.O yüzden satırlara harcanan cümleler bile gereksiz Elano için.2.vaka kaleci. Açık söylüyorum kamyona karpuz yükleyen bir manav yamağı bile bu Franco denilen kaleciden daha iyi kalecilik yapar. O yenilen gol nasıl bir gol öyle? Kardeşim uçsana ,zıplasana! Sinek mi avlıyorsun elinle? Saçma sapan işler.
           Bu takımda 4 senedir orta saha tarla gibi.Elini kolunu sallayan orta alanı geçip kaleci ile karşı karşıya kalıyor.Bu anlayışa bir dur diyen yok. Büyük yıldız(!) Arda, top ezmekle meşgul,Barış'ın zaten topla alakası yok.Biri şu defansa çıkın desin yahu.Adamlar senin üstüne geliyor, senin defansın sürekli geriye doğru kaçıyor.Bu defans anlayışı olduktan sonra daha 7 puanı bulunan denizli 10 tane net pozisyona girer tabii ki.Mucizelerle alınan bir galibiyet var ortada.Bu takımın Türk futbolcu kalitesi Türkiye'nin ilk beşine zor girer. Bu iş sadece yabancılarla olmaz.1-2 yenilgi alırsa hem yönetimsel hemde teknik anlamda G.Saray çok kötü durumlara gelebilir.Umarım gelmez. Çünkü bir taraftar olarak G.Saray'ı hep zirvede görmek istiyorum.Yeni transfer edilen yabancı oyunculara biraz zaman gerek ama takımın zamanı yok,1 ay içinde nerdeyse 8-9 maç var.Kumaşları iyi, kendilerini göstermek istiyorlar umarım faydalı olurlar.Bu takıma pres yapacak her takım istediğini alır gibi gözüküyor şuan.Asıl eksiliğin motivasyon olduğunu düşünüyorum.Hırs ve mücadele olmadan başarı ve şampiyonluklar asla gelmez.Özellikle arda,elano,servet bu takımda kalıcı olmak istiyorlarsa kafalarını maça vermeleri gerek, bol sıfırlı sözleşmelere değil. Çünkü kalıcı olan G.Saray'dır.

28 Ocak 2010 Perşembe

Teşekkürler Haldun Üstünel !


 
İnşallah emeklerinin karşılığını sene sonu kupalarla alırsın.

27 Ocak 2010 Çarşamba

G.Saray hangi taktikle oynamalı?



               Neill,Jo,Gio gibi yeni transferlerin gelmesiyle özellikle medyadaki G.Saray reytingi çok üst seviyeye çıktı.Dolayısıyla taraftarlar da ayrı bir merak ve heyecanla G.Saray'ı izlemek için sabırsızlıkla maçlarını bekler oldu. Bu maçlardan biri de bugün oynanan Ziraat Türkiye Kupası'ndaki Ankaragücü-G.Saray maçıydı.Taraftarlar özellikle Jo ve(veya) Neill'ı  izleyebilmek için stadyuma ve ekran başına koştu. Çünkü artık Haldun Üstünel  taraftarın "sahada görmek istediği" oyuncu profilini yükseltti.Bir nevi beklentiler çok arttı.Bu etkiye rağmen maç oldukça sıkıcı bir tempoda,sürekli çalınan faul düdükleri ile kesilen bir maç durumuna geldi. Şimdi bu sorunun nedenlerini araştıralım ve "G.Saray hangi taktikle oynamalı?" sorusunun cevabını vermeye çalışalım.
              Öncellikle maç gerçekten felakalet derecede kötü bir sahada oynandı.Sahadaki kahverengi renk ,yeşil renkten fazlaydı.321 milyon dolarlık bir sektörde  bu tür sahalarda maç oynanmaması lazım. Klüpler bütün enerjilerini oyuncu alıp-satmak yerine futbolcu sağlığını ön planda tutarak yeşil sahalara yatırım yapmalılar.Bu maç iki takım içinde çok anlam taşımıyordu.Dolayısıyla hırs ve mücadelenin üst seviyede olması beklenemezdi. Bunun gibi nedenlere rağmen G.Saray gibi büyük bir klüp nasıl bu kadar kötü futbol oynayabildi?Oynadığı oyun ileriki lig maçları için bir uyarı niteliği taşıyor mu? Bu sorunun cevabı "kısmen evet" olarak verilebilir.Kısmen olmasının nedeni  birçok yıldız futbolcusunun  takım kadrosunda yer almayışı idi.Özellilke Keita,Arda,Caner,Jo,Neill,Gio gibi futbolu seyredilecek hale getiren oyuncuların varlığı bu takım için çok önemli. Kısmen içindeki "evet"  cevabının nedeni Türk futbolcularındaki fundemantal eksikliği'nde yatıyor.Öyleki maçtaki oyuncuların neredeyse tümü (Emre Çolak hariç) 2 tane yan pas yapabilecek yeteneğe sahip değil.Bu sorun Galatasaray'ın oyun anlayışına balta vurabilir. Çünkü yapılması beklenen sistem  4-3-3.Yani oyunda hızlı ve isabetli pas yüzdesi çok önemli,defanstan çıkarken kaybedilecek bir top kaleye gol olarak dönebilir. Bu sistemde ortadaki 3'lünün top yapma kalitesi vasat olmamalı en azından ordaki oyuncuların belli bir teknik kapasiteye sahip olmaları gerekiyor. G.Saray böyle bir orta sahaya sahip olmadığı gibi 4'lü defans hattı orta sahaya destek vermiyor.4-3-3 için vazgeçilmez olan birşey daha varsa o da defasın topa önde basması gerekliliğidir. Zaten orta sahada kaybedilen top, defans tarafından önde presle karşılaşmayınca rakip oyuncuları ceza alanına kadar rahatlıklatopla ilerleyebiliyorlar.Peki o zaman bu takım yapılan transferlerle birlikte hangi sistemde veya 4-3-3 sisteminde hangi oyuncularla oynamalı?
               Bunun için öncelikle top yapamayan(teknik olmayan) defansif özellikte oyuncu sayısı artıkça daha iyi defans yapılabileceği düşüncesi kafalardan silinmelidir. Bu anlayış kendi sahasında takımın baskı görmesine neden olur.Yani "en iyi defans hucümdur" düşüncesi ana felsefe olmalı. O zaman kadro kimlerden ve nasıl oluşturulmalıdır? 6+2 sınırlandırılması olduğu için defans için fazla alternatif yok. Yani geri dörtlü sabri-neill-servet-balta dörtlüsünden oluşmalı. Bu dörtlüde en zayıf halka Hakan Balta.Çünkü bir bek için son derece ağır ve hücüm yönü sıfır.Defansın önüne gelicek olursak ; burası için olmazsa olmaz iki isim var : Elano ve Arda.Bu oyuncular hızlarından ziyade ayaklarında topu tutmaları ve teknik yönleriye ön plana çıkıyorlar.Ayhan,Topal ve Sarp üçlüsünden ikilisi kesinlikle bu bölgede birlikte oynamamalı.Nedeni oyuna topu sokamamaları. Yaptıkları pres son derece yetersiz ve etkili değil. Yani topa dokunacaklarına sürekli fiziksel temasla rakibe faul yapıyorlar.Bu da doğal olarak oyunun temposunun düşmesine neden oluyor.Rakibin zorluğuna göre orta saha Arda-Elano-Sarp ikili kombinasyonlarından oluşmalı. Gelelim hücum hattına sol açık diye tabir edilen bölgede hırsı ve sürati ile Caner Erkin Banko konumda.Sağ açıkta ise Keita takımın değişmez ismi.Özellikler kanat oyuncuları 4-3-3 sistemde hızlı ve güçlü olmalılar. İleride mecbur olarak Jo oynamalı.Çünkü Nonda bu sistem için en zararlı futbolcu olarak görünüyor.Ağır ve pressiz anlayış ile duran tip forvet kesinlikle bu sistemde kabul göremez. Geriye Sadece bir isim kalıyor o da "joker Gio". Çünkü bu oyuncu özellikleri itibari ile ileri üçlünün her oktasında oynayabilecek teknik ve fiziksel kapasiteye sahip. Rakibin güçsüz olduğu maçlara elano-arda defans önü oynayabilirler.O zaman 4-3-3 sisteminden 4-2-3-1 sistemine dönüş sağlanabilir. Böylece Gio'dan forvet arkası pozisyonda faydanılabilir. Tabii rakip güçlü ise orta göbekte bir direnç eksikliği meydana gelebilir. Bu yüzden zorlu maçlarda arda-elano-sarp üçlüsü orta göbekte sürekli değişerek etkili olabilirler. Elano daha çok sarp ile yakın oynayarak Arda'nın yaratıcı yapısından faydanılabilir. Bu sistem uygulansa bile defans önde rakibe basmaz ise oyun hakimiyeti asla tam olarak Galatasaray'a  geçmez.Neill'e burda iş düşüyor.Sürekli geride bekleyen defansın ileri çıkmasını sağlaması gerekiyor.Bu Servet ve Balta gibi ağır oyuncuların varlığında çok riskli bir anlayış olarak görülebilir ama zaten risk almadan asla 4-3-3 sistemi uygulanamaz. Yani kontrollü oyun tarzı kesinlikle ana felsefe olarak belirlenmemeli. Kontrollü oyun tarzı G.Saray için "altında ferrari olan bir adamın düz yolda 60'la gitmesine" benzer. Bu kadar yetenekli oyuncu varsa mutlaka risk alınmalıdır. Yani defansın topla oynaması en az sürede tutulmalıdır.   


Gio forvet oynar mı?



         Bilindiği gibi Giovanni Dos Santos  Galatasaray'a transfer oldu. Kimisi bonservisi ile ,kimisi "sene sonu opsiyonu" ile kiralandı diyor. Benim için bunlar önemli değil. Benim tartışmak istediğim Dos Santos forvet oynayamaz iddası.
         Galatasaray taraftarı Nonda ile 2007 yılında tanıştı.Nonda gelirken yanında, yaşadığı büyük sakatlığın tedirginliğini de getirmişti.Yaşı itibari ile 30 yaş sınırını zorlayan bu futbolcu, kariyerinin en önemli başarısını Monaco'da yaşamıştı.Günümüze kadar geçen zamanda Galatasaray kariyerinde 87 maçta 40 gol atmış bir oyuncu Shabani Nonda. Tabii bu goller içinde onun için en anlamlısı, 27 Nisan 2008 tarihinde Fenerbahçe'ye attığı kafa golüydü.
          Geçen bu zaman içinde Nonda Galatasaray taraftarı için ne ifade ediyor? Benim kişisel görüşüm; Nonda sadece  Fenerbahçe maçında atığı golle taraftarın zihninde yer edecek. Ne atamadığı güzel goller, Ne içinde var olmadığına inandığım futbol oynama aşkı ile hatırlanacak.Bir futbol seyircisi olarak kesinlikle maçını izlemek istemeyeceğim oyuncuların başında geliyor Nonda. Niye mi? Bunu, en güzel Galatasaray'ın forma renklerinin temsil ettiği duygular açıklar. Nedir bu duygular? Hırs,Çoşku ve Eğlence. Bu oyuncu ne şut atarken, ne gol sonrası sevincinde bu duyguların hiçbirini taşımadığını yüzüne biraz dikkatli bakarsanız görebilirsiniz.Ayrıca bu forvet oyuncusunun inanılmaz derecede ağır oluşu, kafa toplarındaki etkisizliği ve son vuruşlarındaki ruh (enerji) eksiliği onu Türkiye Süper Ligi'nin en sıradan forvet oyuncuları arasına sokuyor. 87 maçta 40 gol atması kimseyi yanıltmasın. Türkiye liginde gol atmak sanıldığı kadar zor bir olay değil. 27 Nisan 2008 günü şampiyonluğu getiren  golün gelişimi zaten bu lig'de gol atmak için ilerde durmanın yeterli olduğunu gösteriyor. Ali Lukunku gibi bir oyuncunun bu ligde 12 maçta 6 gol atması bunun en büyük kanıtı.
           Asıl konumuza gelirsek, 20 yaşındaki yeni transfer Gio forvet oynayabilir mi? Nonda ve forvet olduğu söylenen diğer futbolcular oynayabiliyorsa Gio da oynayabilir. Neden mi? Öncelikle oyuncunun ruh haline bakmalıyız.Galatasaray'ın hücum futbolu için en önemli şart olan "hırs", bu oyuncunun damarlarına kadar işlemiş. Yaşının 20 olması onun daha "mevki gelişimini" tam olarak tamamlamadığını gösterebilir.Özellikle Barcelona'dan hocası Reijkard'ın elinde şekil alarak bir "futbol sanat eserine" dönüşebilir. Teknik ve fiziksel özelliklerine bakıcak olursak, son derece süratli, oynadığı gibi oynatabilen bir yapıya sahip, son vuruşları çok mükemmel olmasa da isabetli ve sert, Top sürerken denge kaybına uğramıyor bu da ikili mücadelelerde yüksek fizikli bir oyuncu olmamasına rağmen topu kaybetmemesine neden oluyor. Tek eksi yönü hava toplarındaki boy dejavantajı, artık bu özellik de total futbol anlayışı ile tarihe karışmış durumda. Yani artık kısa boylu,hızlı,ayağına hakim, defans arkasına kaçabilecek yapıdaki forvetler tutuluyor.Bu da onu, forvet bölgesi için özellikleri açısından önemli bir konuma sokuyor. 17 yaşında Barcelona'da 28 maçta oynamış olması, gelişimine deneyim anlamında ne kadar çok şey kattığını düşünsem de, gelişimi için daha 17 yaşındaki bir oyuncu için çok büyük bir baskı oluşturdu. 1,5 senelik premier lig macerasında "aslanlar arasına atılmış bir gladyatör" gibi sürekli yanlız bırakıldı,destek çıkılmadı.Zaten zirveye 17 yaşında çıkan bir yıldız için durağan bir kaç sezon olması çok muhtemel görünüyordu.Şimdi ise şartlar çok değişti. Kendisini yıldız mertebesine taşıyan hocasıyla aynı takımda buluşacak, içinde var olduğu yetenek daha da parlıyacak.2009 yılında Gold Cup turnuvasında aldığı  "Turnuvanın en iyi oyuncusu-MVP" ödülü ile patlamaya hazır bir yanardağ izlenimi verdi.
            Bundan sonrası tamamen ona ve zamana bağlı. Umarım, sahip olduğu hırs ve yeteneklerle Galatasaray ile aradığı yükselişe kavuşur.